can dündar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can dündar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2009 Pazar

Bugün Bayram Erken Kalkın Çocuklar :)


Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice bayramlara.

Yine yazılarını içtenlikle okuduğum hatta kendimi bulduğum Can Dündar'ın bu yazısını paylaşmak istedim..

Ah nerde o eski bayramlar diye başlayan bir yazı yazabilecek yaşa gelmeyi epey bekledim.

Sanıyorum artık vaktidir. Yaşım müsait. Dedemlerden "rahmetli" diye söz ediyorum nicedir, anneannem "Allahım elden ayaktan düşürmeden al yanına" duasında...

Her bayramı bir arada "bayram gibi" kutlayan o koca aile, telefonda bayramlaşıyor kaç zamandır...

"Modernleştikçe" uzaklaştık çokları gibi biz de... Tek sobanın etrafına kümelenip sohbet etmeler bitti. Kaloriferle ısı odalara yayılınca, sohbetlerin keyfi de dağılıp gitti. Yer sofrasından masaya terfi edilince tadı kaçtı yemeklerin... Telefonda "görüş"ür olduk, "görüş" mesafesinin dışından...

Eski bayramlar, "tatil" oldu.

* * *

Herkesin bayram imgeleri vardır.

Benimki taş zeminde sabun kokusudur uyanınca burnuma çalan... Bir de coşkulu fasıl sesi, kallavi ahşap radyodan yayılan...

Sabah namazıdır, babamın dizi dibinde, dizimde ağrılarla "kılar gibi yaptığım..."

Bayram harçlığıdır, annemin elinden kaptığım...

Kapıda ramazan davulcusudur; bakkalda Arap kızı sakızı, sokakta lak lak ve çatapat... Bilyede "müselles", "lik"te tumba... Tozlu tarlada tek kale maçtır, "Oğlum daha yeni almadık mı papuçlarını!" nakaratı eşliğinde oynanan...

Badem şekeridir bayram; kolalı beyaz mendil ve yandan ayrılmış saçta bir avuç kolonya kokusu...

Büyük Sinema'da "Taşa Saplanan Kılıç "tır, bir türlü çıkarılamayan... ya da televizyonda

"Bizim Sokak"ın siyah-beyaz dedesi, oyuncak yapan...

Kevser anneannemin bahçesinde silkelenen duttur, Ülkü'yle büyüğünü kapmak için didiştiğim... Abduş dayımla uçurtma uçurmaktır, Mustafa dayımdan para aşırmak... Gülsüm teyzemle eğlenip, Perihan teyzemle dertleşmektir.

Öğleyin önce un serpilip yoğrulan, sonra oklavayla açılan hamurun, tencere kapağı marifetiyle yarım aydan çiğ böreklere dönüşmesini merakla izlemek ve içine gizlice konan bakır 5 kuruşa ulaşma umuduyla özenle çiğnemektir.

Rahmetli Nuri dedemin kucağında "Mebus olursun inşallah" duasıdır, mebusun ne olduğunu bilmeden dinlediğim...

Taşlık sofada yer minderidir, ipten salıncakla inatçı bir sinek vızıltısı eşliğinde deliksiz öğle uykusu...

Sonra baba tarafında, Adil Bey'le Saniye Hanım'ın evinde, "ikinci devre..."

Bu kez halaların, amcaların kucağında bayram keyfi... Handan haladan şiirler, Sevim haladan ninniler, Fethiye haladan türküler... Kamil amcadan, Aydın amcadan hediyeler... Melih' le, Ateş' le, Atilla'yla, Necati Cumalı’nın

deyişiyle "pembe yüzlü çocuklar"dık bayramlarda, "öyle pembe ki burun delikleri yavru tavşanlar gibi..."

* * *

Bu sabah, o eski bayramların kokusu geliyor burnuma, tütüyor burnumda...

Yaşlanıyorum galiba...

O bakırdan 5 kuruşun, peşinde değilim...

Mendiller kolalanmasa da olur, saçlar kolonyalanmasa da...

Lakin sevgiler ertelenirse olmaz... Sevmenin değer vermek, kıymet bilmek, hatır sormak, yardıma koşmak, kapı çalmak, dua almak olduğunu anladım. En çok ondan özlüyorum geniş aile sofralarını...

Ölen eski bayramlar değil aslında; eski duyarlılıklar...

Onları yaşatabilsek, bayramlar da yaşar.

Bu sabah, elinden tutup oğlumu, yukarıdaki listedeki herkesi gezdirmek istiyorum.

Bir kısmı için çok geç kaldım.

Geç kalmadıklarımla bari doyasıya bayramlaşayım.

Siz de öyle yapın: sevdayı, vefayı başka bayrama ertelemeyin..

Foto bilgisayrda kayıtlıydı kaynak göstermiyorum..



16 Eylül 2009 Çarşamba

Hayat~~~



aşık olmak.~
ilk öpüşme.
yüz kaslarınız ağrıyana dek gülmek.
sıcak bir duş.
özel bir bakış.
mail almak.
manzaralı bir yolda araba kullanmak.
radyoda en sevdiğiniz kişinin şarkısının çalması..
yatağınıza uzanıp yağmurun sesini dinlemek.
yeni çıkmıs sıcak bir ekmek..
satın almak istediğiniz kazagın %50 indirime girdiğini görmek.
uzaktaki bir arkadaşınızla telefonda konusmak.
köpük banyosu.
kıkır kıkır gülmek.
güzel bir sohbet.
kumsal.
gecen kış giydiğiniz montun cebinden on milyon çıkması.
kendinize gülmek.
gece yarısı saatlerce telefonda konuşmak.
su fıskiyelerinin arasında koşmak.
durup dururken gülmek.
yanınızda size güzel olduğunuzu söyleyen birinin olması.
ilk aşk.
hakkınızda güzel sözler söylendiğine kulak misafiri olmak.
uyanıp daha uyuyacak birkaç saatiniz olduğunu farketmek..
yeni arkadaşlar edinmek.
eski arkadaşlarınızla zaman geçirmek.
oda arkadaşınızla gece yarısı sohbetleri.
güzel düşler.
arkadaşlarınızla araba yolculuğu yapmak.
sevgilinizle yorgana sarılıp iyi bir film seyretmek.
çok güzel bir konsere gitmek.
çekici bir yabancıyla bakışmak.
çikolatalı kurabiye yapmak.
sevdiğin insana sıkıca sarılmak.
istediği armağanı açan kişinin yüzündeki ifadeyi görmek.
güneşin doğuşunu seyretmek...

ve bir söz; "aldığın her nefesi fırsat bil, ot değilsin yeniden bitmezsin..." Can Dündar

Foto bilgisayarımda kayıtlıydı.kaynak gösteremiyorum..